Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

1 Nisan 2012 Pazar

NECİP FAZIL KISAKÜREK'İN PARA OYUNU ÜZERİNE



“PARA” Necip Fazıl Kısakürek’in “Tohum” (1935); “Bir Adam Yaratmak” (1937); “Künye” (1939); “Sabır Taşı” (1940) oyunlarından sonra 1941’de yazdığı beşinci oyundur. Para, ilk defa Muhsin Ertuğrul tarafından sahneye konmuş ve 1941-1942 kışında İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda temsil edilmiştir. Çalışmamızda oyunun, Büyük Doğu Yayınları (Tarihsiz) tarafından Tiyatro Eserleri: 5 üst başlığıyla yapılan baskısını kullandık. Oyun beş perdeden ibarettir. Birinci Perde 17-45 sayfa, 15 sahne; İkinci Perde 49-78 sayfa, 19 sahne; Üçüncü Perde 81-107 sayfa, 19 sahne; Dördüncü Perde 111-137 sayfa, 14 sahne; Beşinci Perde 141-162 sayfa, 14 sahneden oluşur. Bu duruma göre, oyunun birinci perdesi 28, ikinci perdesi 29, üçüncü perdesi 26, dördüncü perdesi 28, beşinci perdesi ise 21 sayfadır. Oyuna hacim ve sahne sayısından baktığımızda, ilk dört perdenin birbirine daha yakın, beşinci perdenin ise diğerlerine göre biraz daha kısa olduğunu görürüz.


“Para” oyununu, bilinmeyen bir tarihte bilinmeyen bir memlekette geçer. Olaylar, başlaması muhtemel bir savaşın öncesinde gözü paradan başka bir şey görmeyen bir bankerin etrafında gelişir. Oyunda tarih ve yer belirtilmediği gibi isimde belirtilmemiştir. İsimlerin yerine, O, Benzeri, Hususi Kâtibi, Hademesi, Casusu, Kadın Müşterisi, Kadın Müşterisinin Kızı, Oğlu, Karısı, Kızı, Kızının Nişanlısı, Noteri, Dayı, Kaatil, Hırsız, Yankesici, İşsiz, Birinci Sivil Memur, İkinci Sivil Memur gibi, kahramanların konumlarını anlatan sözcükler kullanılmıştır.

Oyunda Perdelere göre olaylar şöyle gelişir:
Birinci perde: O ve Hususi Kâtibi patronun odasındadırlar. Kâtip O’na kendisine tıpatıp benzeyen birisini bulduğunu bu adamı mutlaka saklaması gerektiğini söyler. O bu durumdan pek hoşlanmaz ama yine de bu konuyu inceleyeceğini söyler. Ardından Casusu odaya girerek çevresindeki insanlarla ilgili özel bilgilerin yer aldığı dosyalar getirir. O dosyaları sonra incelemek üzere kaldırarak dışarıda tartışma yaratan Kadın Müşterisini ve Kızını odaya çağırır. Kadına borcunu ödeyebilmesi için kızını işe alacağını söyler. Nasıl bir iş olacağını açıklamamakla beraber, durumu Kâtibi’ne bildirirken kızın “malum” işe kabul edildiğini söyler. Ardından odasına gelen Nazır’la öyle bir anlaşma yapar ki bir yandan Nazır çok büyük bir kazanç elde eder, bir yandan da O’nun işleri görülür. Nazır’la da işini bitirdikten sonra sıra Benzeri’ni görmeye gelir. Odaya her şeyden habersiz bir zavallı olan Benzeri’ni alırlar, O, Benzerini gizli bir köşeden gözetler.

İkinci Perde: O evinde aile bireyleriyle oturmaktadır. Özellikle Oğlu, idealleri olan bir gençtir. Babasına bu kadar paracı olduğu için kızmaktadır. O, tüm malvarlığını bir hayır kurumuna bağışlayacağı yalanını söyleyerek ailesine bir oyun oynar. Az önce paracı olduğu için babasına kızan Oğlu ve Karısı büyük tepki gösterirler. Kızı ve Kızının Nişanlısı ise Kâtibi’nden oyunu haber aldıkları için O’nu destekler görünürler. Durumu anlayan O oğlu’na ve Karısı’na kızmaz ancak Kızı’na ve Kızının Nişanlısı’na kızar. Gerçeği öğrenen aile bireyleri oldukça şaşırırlar. Odaya Nazır ile Kadın Müşterisinin Kızı girer, Oğlu ile Kadın Müşterisinin Kızı bir an odada yalnız kalırlar. Oğlu, kıza Nazır’la beraber olduğu için sitem eder ancak kız, para kimdeyse onun yanında olacağını açıkça söyler. O dışarıya çıkar ve Kâtibi O’nun ailesine Benzeri’ni gösterir. Tüm aile benzerlik karşısında şaşkınlığa düşerler.

Üçüncü Perde: O ve bankası çeşitli gazetelerde yazılanlar yüzünden zor durumdadır. Tüm müşteriler bankaya doluşmuşlardır ve paralarını almaktadırlar. O her zamanki kurnazlığıyla tüm işlerin yolunda gitmesini sağlamaya çalışmaktadır. Bu arada odaya Kadın Müşterisi gelerek kızının yaşama biçiminden ve kendisine bakmamasından dolayı O’nu tehdit eder. O Kadın Müşterisinin Kızı’nı durumdan haberdar ederek kadının akıl hastanesine kapatılmasını sağlar. Bu arada, şehirdeki huzursuzluk artmaktadır. Büyük ve öfkeli bir kalabalık bankaya doğru gelmektedir. O endişe etmeye gerek olmadığını savunur, ancak öfkeli kalabalık bankayı basar. Kâtibi’ni ve Benzeri’ni linç eder. O kaçmayı başarır.
Dördüncü Perde: Herkes linç edilenin O olduğunu düşünmüştür. Cenaze töreni yapılmış, miras bile çoktan paylaşılmıştır. Bu arada O ortaya çıkar, ailesi mirastan paylarına düşen parayı kaybetmemek için O’na inanmazlar. Noteri Casusu ve Hademesi bile işlerine gelmediği için O’nun öldüğünü söylerler. Özellikle bir zamanlar idealleri olan Oğlu tamamen değişmiştir. O’na biraz para verir, tehdit eder ve gönderir.

Beşinci Perde: O yaşadığı şokun ardından her şeyini kaybetmiştir, Hırsız, Yankesici Katil ve Hırsız’la bir esrar kahvesinde esrar içmektedir. Manevi duyguları ortaya çıkmaya başlamıştır. Tüm yaşadıklarını bir bir sorgular ve Allah’ı aradığını dile getirir.Dengesini kaybedecek kadar çok esrar içer cebindeki parayı Katil, Hırsız ve Yankesici’ye verir. Bu arada kahveyi polisler basar. Adamlardaki parayı bulan polisler, O’nun düşmesine neden olurlar. Yere düşen O ölür. Cebinde kalan para ortalığa saçılınca polisler O’nun gözünü bile kapatmadan paraları toplarlar.

Yukarıda gelişen olaylar, perde sahnelerinde şu şekilde verilir:

Birinci perde: Birinci Sahne’de, O ve Hususi Kâtibi O’nun odasındadırlar. Kâtibi O’nu benzerini görmeye ikna etmeye çalışmaktadır. Gelecekte bu adamın mutlaka işlerine yarayacağını söyler. Bir yandan da O Çıkması olası bir savaş başlayınca karaborsacılıktan nasıl vurgun yapabileceğini hesaplamaktadır. İkinci sahne’de, diktafondan sesi gelen banka çalışanları aralarında savaşın çıkıp çıkmayacağını tartışırlarken, O konuşmaları duyar ve çalışanlarını işlerinin başına dönmeleri konusunda uyarır. Üçüncü Sahne’de, diktafondan bankanın içinde tartışan bir kadının sesini duyar. Tartışmanın sonlanmasını sağlamak ve meseleyi öğrenmek için kadını içeri göndermelerini ister. Dördüncü Sahne’de, Hademesini odaya çağırarak Casusu’nu göndermesini ister. Beşinci Sahne’de, Casusu odaya girer. O’na oldukça rezil bir şekilde yağ çekmektedir. O da casusuna değersiz bir varlık gibi davranır. Casusu gerekli araştırmaları yaptığını söyler. Altıncı Sahne’de Casusu, evrak çantasından beş tane dosya çıkarır. Dosyaları birer birer O’nun önüne sürer. Birinci dosyada hükümet üyeleriyle nüfuzlu kişiler hakkında bilgiler vardır. İkinci dosyada yanında çalışan memurlarla ilgili bilgiler vardır. Üçüncü dosyada, piyasa ve iş adamlarıyla ilgili bilgiler vardır. Dördüncü dosyada Hususi Kâtibi’yle ilgili bilgiler vardır. Beşinci dosya ise henüz boştur. Ancak bu dosya dolunca içindeki bilgilerin müthiş olacağını söyler. Kâtibi’yle ilgili dosyada Benzeri’yle de ilgili bilgiler olduğunu ekler. Yedinci Sahne’de, Casusu’nu gönderdikten sonra Diktafondan işlerle ilgili bilgi alır. Diktafondaki ses içeride olay çıkaran kadını mutlaka görmesi gerektiğini söyler. O razı olur ve kadını içeri çağırır. Sekizinci Sahne’de, O telefonla konuşur. Kendi tarafından uzaklaşan bir gazeteciye biraz para verilmesini söyler. Böylece işin hallolmuş olacağını belirtir. Dokuzuncu Sahne’de, Kadın Müşterisi ve Kızı odaya girer. O, kadına kızının bankada çalışabileceğini böylece bankaya olan borcunu ödeyebileceğini söyler. Ancak kızın nasıl bir iş yapacağına dair detaylı bilgi vermez. Onuncu Sahne’de, O Hususi Kâtibi’ni odaya çağırır, kızın “malum” işe kabul edildiğini söyler. Kadın şaşkındır ve mutluluk içindedir. On birinci Sahne’de: Nazır O’nu ziyarete gelir. Nazır dürüst birisi olduğunu özellikle vurgular. Ayrıca, O’na, yapacağı iş için üç milyonluk depoziti mutlaka ödemesi gerektiğini söyler. O, oldukça kurnazca, Nazır’a geçenlerde sattığı arsayla ilgili ipuçları verir. Önerilirin kendisiyle ilgisi yokmuş gibi davranarak, incelikli bir şekilde rüşvet vermektedir aslında. Öneriden memnun olan Nazır, bir şey söylemeden odayı terk eder. On ikinci Sahne’de, Nazırın ardından Kâtibi odaya girer. Kâtibi’ne Nazır’a ciddi para kazandıracak öneriyi resmiyete döken bir mektup yazdırır. Böylece Nazır’ı kendisine bağlamış olur. Kâtibi, Benzeri’ni getirdiğini, sakladığını mutlaka görmesi gerektiğini söyler. O, nihayet razı olur. On üçüncü Sahne’de, Hademesi’ne içeri kimseyi sokmamasını tembihler. Kendisi de Benzeri’ni rahatça görebileceği bir yere gizlenir. On dördüncü Sahne’de, telefon çalar. Telefona Hususi Kâtibi bakar, yapılan görüşmeden Nazırla ilgili meselenin halledildiğini anlarız. On beşinci Sahne’de, Kâtibi Benzeri’ni odaya alır. Benzeri yaşadıklarının etkisiyle yarım akıllı hale gelmiş olan bir zavallıdır. O Benzeri’ne gizlice bakarken Kâtibi Benzeri’ne yapması gerekenleri anlatır.

İkinci Perde: Birinci Sahne’de, O ve ailesi salonda oturmaktadırlar. O Kızının Nişanlısı’na ticarete nasıl atıldığını anlatmaktadır. Oğlu konuşmalarıyla, babasının düşünüş biçimine karşı olduğunu söyler. İdealleri olan dürüst bir genç görüntüsü çizer. İkinci Sahne’de, Hademesi gelerek Noteri’nin ve diğer adamların geldiğini haber verir. O ailesine dönerek kendisine sadakat göstermelerini ister. Ardından sadakatlerini deneyeceğini söyler. Üçüncü Sahne’de, İçeri bir köpek girer. O ailesiyle köpek arasında özdeşlik kurarak, köpeğin sadakat kavramını bilmediğini, doğal olarak sadakatsizliği de bilmediğini söyler. Dördüncü Sahne’de, O ailesine dönerek artık değiştiğini söyler. Tüm malını mülkünü de bir hayır kurumuna bağışlayacaktır. Beşinci Sahne’de, herkes şaşırır. Az önce sadakatlerini göstermeye çalışırlarken, birden bire maddi kaygılar belirmeye başlar. İdealist görünen Oğlu bile para için babasıyla tartışır. Altıncı Sahne’de, Noteri içeri girer. Evraklar hazırdır yalnızca bir imza kalmıştır geriye. Tüm bunlar olurken O en büyük tepkiyi oğlundan alır. Yedinci Sahne’de, O, imzayı atmak üzere kalemi eline alır. Noteri, bağışladığı tüm mallarını tek tek sayar. O ailesine dönerek kararını onaylamalarını ister. Sekizinci Sahne’de, Herkes dona kalır. Oğlu ve Karısı büyük bir tepki verirler, ancak Kızı ve Nişanlısı itiraz etmezler. O’nun yaptığını onayladıklarını abartılı biçimde ifade ederler. Dokuzuncu Sahne’de, O evrakları imzalar. Kızını ve Kızının Nişanlısı’nı yalancılıkla suçlar. Yaptığının oyun olduğunu nereden bildiklerini sorar. Reddetmelerine rağmen O inanmaz. Sonunda Kızının Nişanlısı korkar ve her şeyi itiraf eder. Onuncu Sahne’de, sahneye Casusu girer ve ailesiyle ilgili olan beşinci dosyayı getirir. On birinci Sahne’de, odaya giren Hususi Kâtibi Casusu’ndan dosyayı alır. O, ailesine oynadığı oyunu anlatır. Böylece kimin dost, kimin düşman olduğunu anladığını söyler. On ikinci Sahne’de, Noter, işlemin bittiğini haber verir. O, Kâtibi’ne dönerek Benzeri’ni hazırlayıp haber beklemesini söyler. On üçüncü Sahne’de, Gerçeği öğrenen aile bireyleri, birbirleriyle ve kendileriyle hesaplaşmaya girerler. Oğlu, tüm ailesinden tiksindiğini söyler. On dördüncü Sahne’de, O, odaya dönerek Kâtibi’ne elindeki dosyadan Kızı ve Kızının Nişanlısı ile ilgili bölümleri okumasını ister. Kâtip, ilgili bölümü okuyunca O’na oynamaya çalıştıkları oyun ortaya çıkar. Bu sırada odaya Hademesi girerek Nazır’ın geldiğini haber verir. On beşinci Sahne’de, odaya Kadın Müşterisinin Kızı’yla Nazır girer. Nazır, O’na Kadın Müşterisinin Kızı’nın çalışmasından ne kadar memnun olduğunu dile getirir. On altıncı Sahne’de, Oğlu ve Kadın Müşterisinin Kızı salonda karşılaşırlar. Oğlu, Nazır’la olan ilişkisinden dolayı kıza sitem eder. Kız ise para kimdeyse onunla olacağını açıkça söyler.
On yedinci Sahne’de, Kızı odaya büyük bir heyecanla girerek, Kâtibi’yle gelen Benzeri’ni haber verir. On sekizinci Sahne’de, odaya Karısı ve Kızının Nişanlısı da girer. Odadakiler şaşkınlık içinde olanı biteni anlamaya çalışırlar. On dokuzuncu Sahne’de, Kâtibi ve Benzeri’nin odaya girmesiyle herkes şaşkınlık içinde kalır.

Üçüncü Perde: Birinci Sahne’de, O, odasındadır. Çeşitli konularda Kâtibi’ne emirler vermektedir. Emirleri alan Kâtibi odadan çıkar. İkinci Sahne’de, Dışarıdan uğultular gelmektedir. O Telefonda işlerin aksamamsı için ödeme emirleri vermektedir. Üçüncü Sahne’de, dışarıdan Kâtibi’nin sesi gelir. Huzursuz kalabalığı yatıştırmaya çalışmaktadır. Dördüncü Sahne’de, Noteri odaya girerek O’nu hedef gösteren gazeteyi gösterir. O, sakince telaşlanacak bir şey olmadığını söyler. Beşinci Sahne’de, O, diktafonun başında, banka çalışanlarına ödeme emirlerini tekrarlayan emirler vermeye devam eder. Altıncı Sahne’de, Telefon çalar, telefonu Kâtibi cevap verir. Cevapları işle ilgilidir ve O’nun sözlerini olduğu gibi tekrar etmektedir. Yedinci Sahne’de, odaya kadın müşterisi girer. O’nu kızına yaptıklarından dolayı ve parasızlık çekmesine neden olduğu için tehdit eder. Para ister. O kadını yatıştırarak kızını çağırır. Sekizinci Sahne’de, Kadın Müşterisinin Kızı da odaya girer. Kızı O’ndan özür diler. Annesini odadan çıkarır ve annesini akıl hastanesine kapatacağı güvencesini verir. Dokuzuncu Sahne’de, Hademesi’ne bekleyen Nazır’ı içeri göndermesini söyler. Bu arada telefonla konuşarak bazı işlerini halleder. Onuncu Sahne’de, Nazır mevkisini kaybetmiştir ve zor durumdadır. O’ndan aldığı arsayı geri satmak istemektedir. Anlaşırlar. Nazır, eski güçlü zamanlardakinin aksine son derece yumuşak davranmaktadır. On birinci Sahne’de, Kâtibi odaya girerek, bankada işlerin yoluna girmeye başladığını haber verir. O Benzeri’nin durumunu sorar. On ikinci Sahne’de, Bu arada Casusu odaya girerek büyük bir kalabalığın yaklaşmakta olduğunu söyler. On üçüncü Sahne’de, Hademesi odaya girerek bankanın arkasında da bir kalabalığın toplanmaya başladığını haber verir. On dördüncü Sahne’de, O, Kâtibine sakin olmasını ve ne olur ne olmaz diye Benzeri’ni hazırlamasını söyler. On beşinci Sahne’de, Casusu odaya girerek dışarıdaki kaynaşmanın tehlikeli bir hal almaya başladığını haber verir. On altıncı Sahne’de, Hademesi de tehlike haberleri getirince O, ceketini almadan odayı terk eder. On yedinci Sahne’de Hususi Kâtibi dışarıda toplananlara bakmak için dışarı çıkar. On sekizinci Sahne’de, Dışarıdan, paniğe kapılıp halka ateş eden kâtibin sesi gelir. Halk tarafından linç edilir. On dokuzuncu Sahne, Benzeri odadaki O’nun ceketini alarak dışarı çıkar. Dışarıda öfkeli kalabalık tarafından O zannedilerek linç edilir.

Dördüncü Perde: Birinci Sahne’de, köşkün salonunda O’nun ailesi vardır. Ölenin acaba O mu, yoksa benzeri mi olduğunu tartışmaktadırlar. Oğlu, Casusu’na benzerini bulması için emir verdiğini söyler. İkinci Sahne’de, odaya Noteri girerek miras işlemlerinin bittiğini, ölenin O olduğunun kesin olduğunu herkesin rahat olabileceğini haber verir. Üçüncü Sahne’de, Hademesi odaya girerek Casusu’nun hazırladığı raporu verir. Raporda artık Benzeri’nin var olmadığı söylenmektedir. Dördüncü Sahne’de, odaya aniden O girer. Beşinci Sahne’de, odadakiler şaşkınlıklarını atamadan O, başından geçenleri odadakilere anlatmaya başlar. Altıncı Sahne’de, O’nun ailesi ve Noteri çıkarları gereğince O’nun öldüğüne inandıklarını söylerler. Yedinci Sahne’de, Noteri polis çağırmadan O’nun odayı hemen terk etmesini ister. O olanlar karşısında şaşkındır ancak elinden bir şey gelmez. Sekizinci Sahne’de, Kadın Müşterisinin Kızı, O’nun yaşadığına artık kimsenin inanmadığını ispatlamak için Hademesi’ni çağırır. Hademesi de artık O’nun ölü olduğunu söyler. Dokuzuncu Sahne’de, O, tüm aile bireylerine ve Noteri’ne ancak kendisinin bilebileceği olaylar anlatır. Anlatılanlar karşısında irkilen bireyler yine de O’na inanmamayı tercih ederler. Onuncu Sahne’de, Casusu gelir. O’nun sahtekâr olduğunu bilgileri de bir defterden öğrendiğini söyler. O’na zaten inanmayan aile bireyleri daha da sertleşirler. On birinci Sahne’de, O kendisi olduğunu ispatlamak için, cebinden pırlanta yüzüğünü çıkarır. On ikinci Sahne’de, yüzüğü gören Oğlu O’nu hırsızlıkla suçlar. Polise haber vermeyeceğini ve yüzüğü satın aşabileceğini söyler. On üçüncü Sahne’de, Kadın Müşterisinin Kızı artık oğlunun karısı sıfatıyla O’nun bir an önce orayı terk etmesini ister. On dördüncü Sahne’de, Oğlu yüzüğü satın almak için bir demet parayla sahneye girer. Parayı babasına verir. O parayı alıp, odayı terk eder.

Beşinci Perde: Birinci Sahne’de, O, Yankesici, Hırsız, İşsiz ve Katil ile bir esrar kahvesindedir. O yaşadıklarından sonra insanın maddeye olan bağlılığını eleştiren konuşmalar yapmaktadır. Artık Allah’ı arayan bir birey olarak görmektedir kendisini. İkinci Sahne’de, O esrardan derin derin nefesler çektikten sonra son bir yıldır yaşadıklarını çevresindekilere anlatmaya başlar. Üçüncü Sahne’de, O artık kendisinin kim olduğunu bile bilememektedir. Benzeri olduğunu düşünmeye bile başlamıştır. Dördüncü Beşinci Altıncı Sahne’lerde, sırasıyla birer soru sorarak Kaatile, Hırsıza ve Yankesiciye birer tomar para verir. Yedinci Sahne’de, Para isteyen işsizi ise fena halde tersler ve ona bir şey vermez. Sekizinci Sahne’de, O, esrardan büyük nefesler çekerek içinde bulunduğu durumu sorgular. Dokuzuncu Sahne’de, O artık ayakta duramayacak haldedir. Onuncu Sahne’de, Kahveyi polisler basar, O’nun dağıttığı paraları bulurlar. On birinci Sahne’de, O’na paraları nereden bulduğunu soran polislere O’nun benzeri olduğu cevabını verir. On ikinci Sahne’de, Polislerin müdahalesiyle ayağa kalkmaya çalışan O tökezler, düşer ve ölür. Cebindeki paralar ortalığa saçılır. On üçüncü Sahne’de, polisler O’nun ölmesine aldırmadan yere düşen paraları toplamaya başlarlar. On dördüncü Sahne’de, Kaatil polislerin davranışlarına bakarak üzülür. O’nun açık durumda bulunan gözlerini bari kapatmalarını ister. Ancak polisler aldırış etmezler.

Oyuna perdelerdeki gerilim açısından bakarsak, birinci, ikinci ve dördüncü perdelerde gerilimin oldukça düşük olduğu söylenebilir. Bankanın basıldığı üçüncü perdeyle, O’nun kendisini ve hayatı sorguladığı beşinci perdede ise gerilim yüksektir.


“Necip Fazıl, şiirden sonra, tiyatro eserleriyle dikkatleri üzerinde toplayan bir sanatçıdır. Hikâye, roman, fıkra, makale, deneme, hatıra ve inceleme türlerinde eserler vermesine rağmen, edebiyatımızda şairliğiyle tanınır. Onu şairliği kadar, üne kavuşturan tiyatro yazarlığıdır.” (Tuncer,2001; s. 312 )
O’ bankacıdır. Oyunu dikkatle okuduğumuzda Necip Fazıl’ın bankalarda işlerin nasıl yürüdüğüne dair oldukça sağlam bilgileri olduğunu görürüz. Necip Fazıl, bu bilgileri Avrupa’dan Türkiye’ye döndükten sonra bankalarda çalışarak elde etmiştir. Hüseyin Tuncer bu durumu şu cümlelerle ifade eder: “N. Fazıl, Türkiye’ye döndüğü zaman, İstanbul’da ve Ankara’da milli ve yabancı bankalarda (Hollanda, Osmanlı, İş Bankası)Memurluk ve müfettişlik görevlerinde bulunur.”(Tuncer, 2001; s.303)
Necip Fazıl, Para isimli oyununda Paranın ve maddiyatın esiri olmuş insanları eleştirir. Oyun bu yönüyle bir teze sahiptir. O başta olmak üzere oyunda bulunan tüm kişiler paranın esiridirler. Oyunun başlarında idealist bir genç görünümü çizen Oğlu bile sonradan para için babasının öldüğünü söyler.
Oyunda olayların bilinmeyen bir yerde ve bilinmeyen bir zamanda geçmesi, oyunda anlatılanların tüm insanlığın evrensel sorunu olduğu görüşüyle paralellik taşımaktadır. Tüm maddi hırslar ve sonucundaki manevi yoksullaşma insanlığın bin yıllardan beri aşamadığı önemli sorunlarından birisidir. Necip Fazıl bu evrensel meseleyi, oyunundaki yeri zamanı ve hatta kahramanlarının isimlerini bile belirsizleştirerek ustaca işlemiştir.
Para oyununun ilk perdesinde O, savaş beklentisi içindedir. Savaş çıkarsa karaborsacılık yaparak para kazanacaktır. Bilindiği gibi oyunun yazılış tarihi olan 1941 senesinde İkinci Dünya Savaşı devam etmektedir. Savaşa giren girmeyen tüm ülkeler sıkıntı içindedir. Karaborsacılık ve vurgunculuk ise dönemin gözde meslekleridir. “Para” oyunu bu yönüyle de ayaklarını yere sın derece sağlam basan bir oyundur.
Necip Fazıl’ın oyunu önemli bir tezi savunmak amacıyla yazdığını belirtmiştik. Bu tezi ispatladığını belirten şu cümleleri buraya alabiliriz, “Yazar saadeti sadece parada görüp gösterenlere, insanın sadece maddeden ibaret olmadığı tezini ispatta oldukça başarılıdır.”(Çebi, 1981, s.74)









KAYNAKÇA:

ÇEBİ, Hasan, Tiyatro Eserlerinde Madde ve Mânada Necip Fazıl, İst., 1981, 160s.

KISAKÜREK, Necip Fazıl, Para, İst., (Tarihsiz), 162s.

TUNCER, Hüseyin, Cumhuriyet Devri Türk Edebiyatı 1, İst., 2001,654s.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder